حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ شُبَيْلٍ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ كُنَّا نَتَكَلَّمُ فِي الصَّلاَةِ يُكَلِّمُ أَحَدُنَا أَخَاهُ فِي حَاجَتِهِ حَتَّى نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ {حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ} فَأُمِرْنَا بِالسُّكُوتِ.
Türkçe Çeviri
Zeyd ibn Erkam (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Bizler namaz içinde kelâm söylerdik. Bizim birimiz yanındaki kardeşine ihtiyâcı husûsunda söz söylerdi. Nihayet şu: "Namazları ve orta namazı muhafaza ediniz. Allah'ın dîvânına tam huşu' ve itaatle durun" âyeti indi de, bunun üzerine bize namazda sükût etmemiz emredildi 44. Bâb Azîz Ve Celîl Allah'ın Şu Kavli Bâbı: "Fakat korkarsanız, o hâlde (namazı) yürüyerek yahut süvârî olarak kılın (bırakmayın) . Tehlikeden emîn olduğunuz vakit ise yine Allah'ı, size bilmediğiniz şeyleri nasıl öğretti ise öyle anın" (Âyet: 239) . Saîd ibn Cubeyr şöyle dedi " Kursiyyuhu", "Onun ilmi" demektir. " Bastaten ", ziyâde ve fazlaya denilir. " Efriğ ", "Boşalt" yani "İndir"; " Velâ yeûduhû ", "Ona ağır gelmez"; "Âdenî, "Bana ağır gelip belimi büktü", "el-Âdu ve'l-Aydu" "Kuvvet"; "es-Sinetu", "Uyku başlangıcı, mızganma, uyuklama"; " Lem-yetesenneh ", "Değişmedi, bozulmadı"; "Fe-buhıte", "Hücceti gitti", " Hâviye ", "İçinde hiçbir can yoldaşı, yani hiçbir kimse yok"; "Urûşuhâ", "Binaları", "es-Sinetu", "Uyku başlangıcı, uyuklama"; "Nûnşiruhâ", "Onu çıkarırız". "ı’sârun"; "içinde ateş bulunan kalın bir sütün gibi yerden göğe doğru şiddetle esip herşeyi koparan rüzgâr, kasırga". İbn Abbâs da: " Salden", "Üzerinde hiçbirşey bulunmayan"demektir, dedi. İkrime de: " Vâbilun ", "Şiddetli yağmur"; "et-Tallu", "Hafif yağmur, çiğ, nem"dir dedi. İkrime'nin zekrettiği bu şeyler mü'min amelinin meselidir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com