حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَتَى عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَمَنَ الْحُدَيْبِيَةِ، وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَلَى وَجْهِي فَقَالَ {أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّ رَأْسِكَ}. قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " فَاحْلِقْ، وَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ، أَوْ أَطْعِمْ سِتَّةَ مَسَاكِينَ، أَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً ". قَالَ أَيُّوبُ لاَ أَدْرِي بِأَىِّ هَذَا بَدَأَ.
Türkçe Çeviri
Ka'b ibn Ucre (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Hudeybiye zamânında yüzüm üzerinde bitler dağılır vaziyette iken, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma geldi ve: — "Başındaki haşereler sana eziyet veriyor mu?" buyurdu. Ben de: — Evet, (eziyet veriyorlar) , dedim. Peygamber : — "Öyleyse başını tıraş et de üç gün oruç tut yahut altı fakiri doyur yahut da bir kurban kes" buyurdu. Bu hadîsin senedindeki râvîlerden Eyyûb es-Sahtıyânî: Peygamber 'in bu oruç tutmak, altı fakiri doyurmak yahut bir kurban kesmek şıkklarından hangisi ile söze başladığını bilmiyorum» demiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com