حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَرَأَيْتَ اسْمَ الأَنْصَارِ كُنْتُمْ تُسَمَّوْنَ بِهِ، أَمْ سَمَّاكُمُ اللَّهُ قَالَ بَلْ سَمَّانَا اللَّهُ، كُنَّا نَدْخُلُ عَلَى أَنَسٍ فَيُحَدِّثُنَا مَنَاقِبَ الأَنْصَارِ وَمَشَاهِدَهُمْ، وَيُقْبِلُ عَلَىَّ أَوْ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَزْدِ فَيَقُولُ فَعَلَ قَوْمُكَ يَوْمَ كَذَا وَكَذَا كَذَا وَكَذَا.
Türkçe Çeviri
Gaylân ibn Cerîr tahdîs edip şöyle demiştir: Ben Enes'e: — Reyin nedir: Siz Medineliler, Kur'ân'da gelmezden önce Ensâr adiyle anılır mıydınız, yoksa Ensâr adını size Allah mı vermiştir? Diye sordum. Enes: — Evet, bu adı bize Allah verdi, dedi. Gaylân şöyle demiştir: Biz Basra'da Enes'in yanına girerdik de, o bize Ensâr'ın menkabelerini, hazır bulundukları harb yerlerini tahdîs ederdi. Enes, bana yahut Ezd kabilesinden bir adama yönelip gelirdi de bana yahut o Ezdli'ye hitaben Ensâr'ı kastederek: — Senin kavmin Ensâr şu gün, şu gün, şu gün, şu gün bu işleri yaptı, derdi.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com