حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبٍ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بِعْتُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بَعِيرًا فِي سَفَرٍ، فَلَمَّا أَتَيْنَا الْمَدِينَةَ قَالَ " ائْتِ الْمَسْجِدَ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ". فَوَزَنَ ـ قَالَ شُعْبَةُ أُرَاهُ فَوَزَنَ لِي فَأَرْجَحَ، فَمَا زَالَ مِنْهَا شَىْءٌ حَتَّى أَصَابَهَا أَهْلُ الشَّأْمِ يَوْمَ الْحَرَّةِ.
Türkçe Çeviri
Bize Şu'be, Muhârib'den tahdîs etti. O şöyle demiştir: Ben Câbir ibn Abdillah (radıyallahü anh) 'den işittim, şöyle diyordu: Ben bir seferde Peygamber 'e bir deve sattım. Medine'ye geldiğimizde bana: " Mescide gel, iki rek'at namaz kıl " buyurdu. (Ben namazı kıldıktan sonra) Bilâl bana alacağımı tarttı. Şu'be ibnu'l-Haccâc: Ben onun: Bilâl bana terâzîyi ağır basarak tartıverdi dediğini sanıyorum, demiştir. (Câbir dedi ki) : Harre vak'ası günü (hicri 63) Şâm askerleri onu benden alıncaya kadar, Peygamber 'in o fazlasından bir mikdâr şey benden hiç ayrılmamıştır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com