حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ سُئِلَ أُسَامَةُ وَأَنَا جَالِسٌ، كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسِيرُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ حِينَ دَفَعَ قَالَ كَانَ يَسِيرُ الْعَنَقَ، فَإِذَا وَجَدَ فَجْوَةً نَصَّ. قَالَ هِشَامٌ وَالنَّصُّ فَوْقَ الْعَنَقِ. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ فَجْوَةٌ مُتَّسَعٌ، وَالْجَمِيعُ فَجَوَاتٌ وَفِجَاءٌ، وَكَذَلِكَ رَكْوَةٌ وَرِكَاءٌ. مَنَاصٌ لَيْسَ حِينَ فِرَارٍ.
Türkçe Çeviri
Urve şöyle demiştir: Ben beraberinde oturur iken Usâme'ye: — Veda Haccı'nda Arafat'tan Muzdelife'ye doğru ayrıldığı zaman RasûluIIah (sallallahü aleyhi ve sellem) nasıl (hareketle) yürüyordu? diye soruldu. Usâme ibn Zeyd: — Rasûlullah hızlı ile yavaş yürüyüş arasında orta bir yürüyüş yürüyordu. Fakat geniş bir meydan bulduğu zaman hızlı hareket ederdi, dedi. Hişâm ibn Urve: "Nass", "Anak"tan daha hızlı bir yürüyüştür, dedi . Ebû Abdillah el-Buhârî: "Fecve", geniş, hâlîyer'dir. Bunun cem'i "Fecevât" ve "Ficâ"' gelir. "Rakve (Küçük kayık, gönden ve sahtiyandan düzülmüş küçük su kabı) "nin de böyle "Rakavât" ve "Rikâ"'şeklinde iki cem'i vardır. " Ve lâte hîne menâs (- Halbuki o vakit kaçma zamanı değildir) " (sallallahü aleyhi ve sellemâd: 3) âyetindeki "Menâs", bu hadîsteki "Nassa" fiilinden değildir (yani "Nassa" mudaaf, "Nâse" ise vavlı ecveftir) , dedi .
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com